Naturalis Histeria

everything is self-evident

En uzağa tırmanan adam: Alexander von Humboldt 08 Eylül 2010

Filed under: alıntı,Doğa Tarihi,harika insanlar,Humboldt — naturalis histeria @ 16:48

(Bu yazı NTVBLM Ağustos 2010 sayısının “Kahramanım” köşesinden alınmıştır.) Yazan: Prof. Dr. Nüzhet Dalfes

Neden Humboldt? Çünkü Humboldt  (1769-1859) Orta ve Güney Amerika’da yaptığı gözlemlerle çağdaş biyocoğrafyanın temellerini atmıştır. Çünkü Darwin onun kitaplarını ilgilyle, sayfa kenarlarına notlar düşerek okumuştur. Çünkü ayrıntılı ve yaygın gözlemlere dayalı yeni bir bilimsel yaklaşım başlatmıştır; 1836’da Londra Kraliyet Cemiyeti’ni ve Britanya Hükümeti’ni kolonilerde gözlem istasyonları kurmaya ikna etmiştir.

Alexander von Humboldt 1769’da Berlin’de Prusyalı bibaşı bir baba ve Fransız kökenli bir annenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Ailesi tarafından siyasi bir kariyere yönlendirilmek istenen Alexander, 1787’de Frankfurt Üniversitesi’nde siyaset ve finans eğitimine başladı. Çok geçmeden küçük yaşlarında onu yakalayan doğa tarihi tutkusu üstün geldi ve 1789’da Göttingen Üniversitesi’ne yazılıp fizik, anatomi ve zoolojiye yöneldi. Ren Nehri bazaltlarının minerolojisini inceleyen ilk eserini 1790’da yayımladı. 1791’de Freiberg Maden Okulu’nda aldığı eğitim sonrası maden müfettişi olarak atandı. Kısa zamanda genel müfettişliğe yükseldiyse de, 1797’de bu sektörden ve kamu hizmetinden ayrıldı.

Tirol Alpleri’nde bilimsel gözlemler yaptı; sonradan tüm dünyada kullanılacak meteoroloji gözlem yöntemlerini geliştirdi. 1798’de Paris’e yerleşti. Bitkiler Bahçesi’nde, Paris Gözlemevi’nde, Institut de France’da çalışmalar yaptı; Cuvier, Jussieu, Lamarck, Laplace gibi bilim insanlarıyla tanıştı.

Davet edildiği Güney Amerika araştırma seferleri iptal edilince, bir cerrah ve amatör doğabilimci olan Aimé Bonpland ile Mısır’da Napoléon’un birliklerini izleyen bilim seferine katılmaya niyetlendiler, fakat koşullar onları İspanya’ya götürdü. Kral ve kraliçeden aldıkları izinlerle “doğa kuvvetlerinin etkileşimlerini ve coğrafi çevrenin bitki ve hayvan hayatı üzerindeki etkilerini keşfetmek” amacıyla 5 Haziran 1799’da Le Pizarro gemisiyle Venezuela’ya doğru yola çıktılar. 16 Temmuz’da Caracas’ın doğusundaki Cumaná’ya vardılar. Humboldt yolda astronomi, meteoroloji, manyetizma gözlemelri, deniz suyu sıcaklığı ve kimyasal bileşimiyle ilgili incelemeler yaptı.

Humboldt ve Bonpland, Orinoco ve Amazon Nehirleri arasındaki doğal Casiquiare Kanalı’nı keşfetmek ve Orinoco’nun kaynağını bulmak için yola çıktılar. O zamana dek bilinmeyen sayısız hayvan ve bitki örnekleri topladılar; nehir sıcaklığını, toprağını, havayı, manyetik alanın eğimini ölçtüler.

Güney Amerika’dan sonra istikamet Küba’ydı. Bir yıl boyunca sayısız hayvan ve 20.000 bitki örneği topladılar. Bu çalışmalar Humboldt’un “Küba’nın ikinci fatihi” olarak adlandırılması için yeterliydi. Küba’dan sonra yolları tekrar Güney Amerika’ya, bu sefer And Dağları’na düştü: Humboldt, Chimborazo Volkanı’nın zirvesine (Yer’in basıklığının sonucu, yeryüzünün Yer’in merkezinden en uzak noktası) tırmanarak büyük ün kazandı. Sismoloji ve bitki coğrafyası gözlemleri yaptı; volkanın bitki örtüsünü haritaladı.

Gezileri onları Peru’ya, Meksika’ya, ABD’ye götürdü. O zamanın başkanı Thomas Jefferson ile dostlukları, yazışmaları Jefferson’un 1826’daki ölümüne dek sürdü.

Rusya ve Prusya hükümetlerinin önerisiyle arkadaşlarıyla 1829’da, 25 hafta sürecek ve 15.472 km’nin kat edildiği bilimsel Sibirya seferine çıktı; gezi boyunca manyetik ve meteorolojik gözlemler yaptı. Yer’in manyetik alanının uzam ve zamanda değişimi Humboldt’un ilgi alanı olmuştur.

Manyetik alanın şiddetinin ekvatordan kutuplara doğru azaldığını ve manyetik eğimin enlemle değiştiğini ortaya koyan, “manyetik fırtına” deyimini  öneren Humboldt olmuştur. Bonpland ile Amerikalara yaptığı gezinin gözlemlerini 30 cilt halinde yazıya dökmek Humboldt’un 21 yılını aldı. Le voyage aux régions equinoxiales du Nouveau Continent (Yeni Kıta’nın Dönencelerarası Bölgelerine Gezi) tüm bulgularını belgelediği dev bir eser olarak ortaya çıktı.

İlk iki cildi 1845-1847 arasında yayımlanan kitabı Kosmos, Humboldt’un bir anlamda coğrafya ve doğabilimlerinin çeşitli yönlerini tartıştığı, özellikle Britanya’da ve ABD’de popüler olmuş bir eseridir; 1827-28 kışında Berlin Üniversitesi’nde verdiği dersleri dayanak alır.

Bilimsel araştırmaya yaklaşımıyla Humboldt, küresel kapsamlı, nicel yer sistem bilimlerinin önem kazandığı günümüzde, tarihsel bir öncüdür. Yer’in fiziksel ve kimyasal özelliklerinin zamanının en iyi teknolojileriyle ve geniş bir coğrafyada ölçülmesine verdiği önem kadar, canlıların dağılımı/çeşitliliği arasındaki ilişkiyi fiziksel/kimyasal parametrelerle anlamaya yönelik kapsamlı örnekleme çalışmalarıyla da “çağdaşımız” bir bilim insanıydı. Yer’i anlamanın doğa bilimlerine bütüncül bir yaklaşımdan geçtiği mesajını çok açık bir şekilde, bundan iki yüzyıl önce vermişti!

Reklamlar