Naturalis Histeria

everything is self-evident

Modern insanın evrimsel tarihi değişemez!* 05 Ocak 2011

Filed under: balon,evrim,şüpheci — naturalis histeria @ 21:40

*En azından bu bulgularla henüz değil 🙂


Gün geçmiyor ki Türk medyasında balon haberler boy göstermesin. Türk medyası uydurukçu da yabancı basın çok mu doğrucu diyeceksiniz, elbette değil. Geçen yazdığım 3 devasa uzay gemisi yaklaşıyor haberi gibi (onun gibi hepten uydurma olmasa da epey şişirilmiş) bu haber de dış basında aynen bu şekilde duyuruldu. Bu durumun asıl nedeninin sansasyonel haberlerle tıklanma peşinde koşan medya olduğunu düşünüyorum ama (buna da geleceğim) makale yazarlarının verdiği demeçler de ayrı ilginç.

 

Haberimiz basında Modern insanın evrimsel tarihi baştan yazılabilir şeklinde boy gösterdi ve insan evrimiyle yakından ilgili biri olarak dikkatimi çekti. Haber kısaca, İsrail’de bulunan bir mağadaki 400.000 yıllık dişlerin modern Homo sapiens’e ait olduğundan bahsediyordu. Bilinen en eski modern Homo sapiens fosilleri 200.000 yaşında, Doğu Afrika’daki Omo nehri yakınında bulunmuş fosillerdir. Dolayısıyla bu bilgi doğruysa,  modern insanın ilk görüldüğü yere dair bilgiler 200.000 yıl daha geriye gittiği gibi bir de coğrafik olarak Doğu Afrika’dan Doğu Akdeniz’e taşınmış olacaktı. Ancak bu bilgi bu şekilde doğru olsa bile modern insanın evrildiği Afrika’dan bilinenden önce bir yayılış olduğundan ve Afrika’da günışığına çıkarılmamış pek çok fosil bulunduğundan ötesine işaret etmeyebilir. Bu dahi çok önemli tamam ama bir de modern insanın Doğu Akdeniz’de evrimleşmiş olması olasılığını düşünürsek oldukça iddialı bir çalışma gibi duruyor.

 

Şimdi söyleyeceğim aslında benim de çok hoşuma giden bir durum değil ama, haberi okuyunca ilk dikkatimi çeken yapılan bu kadar önemli bir buluşsa neden Nature ya da Science‘ta yayınlamak varken The American Journal of Physical Anthropology‘de yayınlandığıydı. Nature ve Science çok iyi bilimsel dergiler olmakla beraber, ses getiren haberlere zaafları olduğu da bir gerçek. Yine de bu gibi iddialı durumlarda soru işraretlerinin uyanması için başlı başına bir neden, neyse olabilir yazarların tercihidir vs. diyerek gidip makaleyi buldum.

 

 

Antropolog veya arkeolog değilim ama okuduğumu anladığım kadarıyla makalenin kendisinde “bilinen en eski modern Homo sapiens örneğini bulmuş olabiliriz” (evet bulduk değil, bulmuş olabiliriz) bile yazmıyordu. Yani aslında dolaylı olarak makalede diyorlar ki “Qesem mağarasındaki en eski örnekleri 400.000 yaşındaki katmanlardan bulduk, karşılaştırmalı anatomi çalışmaları yaptık, 3 senaryomuz var (bunlara geleceğim) bizce  bulduğumuz örnekler en çok Qafzeh/Skhul örneklerine benziyor.” Qafzeh/Skhul örnekleri neymiş ona da gelicem ama, sen daha sonra gazetecilere vereceğin demeçte modern insanın evrimsel tarihini değiştirebilecek nitelikte bulgularımız var diyeceksin de bunu bu şekilde makalende belirtmeyeceksin?! Peki.

 

Gelelim Qafzeh/Skhul örneklerine, bu örneklerin de tanımlanması tam olarak yapılabilmiş değil. Homo sapiens olabilecekleri gibi, Neandertal veya soyu tükenmiş başka bir insansı türü de olabileceği düşünülüyor. Yani örneklerimiz Qafzeh/Skhul örneklerine benziyor demek de yeterli değil bu bulguların modern insanın evrimsel tarihini yazabilecek kadar iddialı olması için.

 

3 senaryo var demiştik, birincisi örneklerin Doğu Akdeniz’de bulunan yerel bir Homo popülasyonuna ait olabileceği şeklinde. Abartılı haberlerin altında yatabilecek tek senaryo bu gibi gözüküyor ama yukarıda da söylediğim gibi Qesem fosillerinden bazılarının bilinen en eski modern insan fosilleri olabileceği bilgisini, 400.000 yıllık katmanda bulunan örneklerin Qafzeh/Skhul örneklerine benzediğinden ve Qafzeh/Skhul örneklerinin bazılarının da modern Homo sapiens olabilme ihtimalinden çıkarabiliyoruz ancak. Onun haricinde Homo‘dan kasıt hangi homo orası meçhul. Diğer bir senaryo da örneklerin Doğu Akdeniz’de evrimleşmiş bir Neandertal popülasyonuna ait olması, bu da ilginç bir senaryo ama popüler haberlerde pek yer bulamamış kendine. Öbür senaryo da birden fazla insansı topluluğunun bu bölgede yaşamış olması. Kazı alanının daha genç ve daha yaşlı katmanlarından çıkan farklı anatomi yapısındaki örnekler, Qesem mağarasının değişik zamanlarda değişik insansı popülasyonlarına ev sahipliği yaptığını gösteriyor ancak bu senaryoyu da popüler haberlerde göremiyoruz.

 

Sonuç olarak yazarların da makalede belirttiği üzere daha net sonuçlar için daha fazla örnek toplanması, daha fazla karşılaştırma yapılması, moleküler tekniklerin devreye girmesi gerekiyor. Gelin görün ki makalede bunları diyen yazarlar (baştaki muhabbete döndük) iş habercilere demeç vermeye gelince ilginçleşiyorlar. Sansasyonel haberler sonrasında  Nature Newsün röportaj yaptığı başyazar Avi Gopher  “biz gazetecileri dikkatli yazmaları konusunda uyardık” demekle birlikte “basının yanlış bir şey söylediğini düşünmüyorum İsrail’de modern Homo sapiens‘in 400.000 yıllık varlığına işaret eden bulgular ortaya çıkardık” demekten de hala geri kalmıyor, anlayabilmek mümkün değil. Carl Zimmer‘in de dediği gibi, ortada bizim görmediğimiz başka bir makale mi var yahu? Yazsaydın ya bunu makaleye de böyle.. 🙂

 

Neyse demek istediğim, insanın evrimi konusunda bildiklerimiz şu noktada hiç de az değil ama henüz çalışılması gereken pratik ve teorik çok konu var. Bu çalışmanın ve tartışmaların bizi getirdiği en önemli nokta belki de bu. Yoksa bu bulgular modern insanın evrimsel tarihini değiştirmekten henüz çok uzak.

 

 

Yazıyı yazarken Carl Zimmer‘inki haricinde yararlandığım en önemli inceleme Brian Switek‘e ait.

Reklamlar
 

İnanılmaz İddia! Adı üzerinde İnanmayın! 29 Aralık 2010

Filed under: balon,şüpheci — naturalis histeria @ 10:52

2012 yılında gerçekleşeceği öne sürülen tüm felaketler ve dramatik değişimler konusundaki haberler internette dolaşırken, bilim insanları iddiaları yanıtlıyor. Konuyla ilgili son iddia ise Türkiye basınında da genişçe yer aldı. İddiaya göre 2012 yılının Aralık ayında Dünya’ya varması beklenen üç devasa uzay gemisi tespit edilmişti. Peki bu iddiada gerçeklik payı var mı?

Üç devasa uzay gemisi Dünya’ya yaklaşmakta mı?

HAYIR. Geçtiğimiz günlerde haber portallarında boy gösteren bu balon habere göre, Rus Pravda gazetesi SETI (Dünya Dışı Akıllı Yaşam Arama) projesi ekibinin, yapılan gözlemlere dayanarak yayınladığı raporda gezegenimize yaklaşmakta olan üç devasa uzay gemisi olduğunu iddia ediyordu. Hatta SETI’de yeralan araştırmacılardan astrofizikçi Craig Kasnov, şekilde görülen objelerin dünya dışı uzay gemiler olduğundan emin. Dahası bu uzay gemilerinin Dünya’ya ulaşacağı tarih de 2012 Aralık ayı, yani Maya takviminin sona erdiği düşünülen tarihin ta kendisi. Üstelik de tüm bunların örtüşmesi iddiaları güçlendiriyormuş!

Öncelikle, David Gedye ile beraber SETI@Home projesini, yani ev bilgisayarlarının hesaplama güçlerinin de kullanılarak SETI projesine katkıda bulunulması fikrini ortaya atan Craig Kasnoff kendisinin konuyla ilgili bir açıklama yapmadığını belirtti. Uydurma olduğu belli olan Craig Kasnov isminde bir astrofizikçi ise SETI bünyesinde bulunmuyor.

Gösterilen uzay fotoğraflarında uzay gemisi olduğu iddia edilen nesnelerin, orjinal görüntülere bakıldığında aslında bir defo olduğu anlaşılıyor. Tecrübeli astronomlara göre, haber görselinde yer almayan ancak uzay gemisi olduğu iddia edilen nesne aslında görüntüler alınırken kullanılan materyalin üzerindeki bir kir.

Haberin doğru olmadığını ortaya çıkaran diğer bir iddia ise uzay gemilerinin onlarca kilometre genişliğinde oldukları iddiası. Her şeyden önce, sadece bu resme bakarak bir nesnenin boyutunu hesaplamak, nesnenin uzaklığını bilmeden imkansız. Bu nesne binlerce ışık yılı uzaktaki bir galaksi de olabileceği gibi, milyonlarca kilometre uzaklıktaki bir gezegen de olabilir. Ya da bu olayda olduğu gibi hemen görüntüyü alan materyalin üzerindeki bir kir de olabilir. Ancak bu nesnenin haberde iddia edildiği gibi 50 kilometre civarı genişlikte olduğu kabul edilirse, bu görüntünü oluşması için sadece 100.000 km uzakta olması gerekiyor, ki bu da Dünya’nın Ay’a olan uzaklığın sadece dörtte biri! Eğer bu iddialar doğruysa, bu görüntüler 1990’larda çekildiğine göre, on yıllardır bu mesafeyi katedemeyen “uzaylıların” Ay’ın kendisine üç günde giden biz insanlara kıyasla oldukça yavaş olduklarını da düşünmemiz gerekir.

2012 Dünya’nın sonu mu?
HAYIR. Balon haberin yayıcılarının iddiaları güçlendirdiğini düşündükleri başka bir iddia daha var: 2012 Aralık ayını Dünya’nın sonu olarak ilan ettiği öne sürülen Maya takviminin son gününün uzay gemilerinin Dünya’ya ulaşacakları gün olması. Yani şıracının şahidi bozacı. Dünya’nın, sözde sonunu getirecek olan gezegenin varlığına dair hiçbir astronomik gözlem ya da kütle çekimsel etkileşim belirtileri bulunmuyor. Bu kadar yakın bir zaman sonra Dünya’yı yokedecek bir oluşumun değil dev teleskoplar kullanan astronomlar, amatör gözlemciler, hatta Google Earth kullanıcıları tarafından dahi gözlemlenmiş olması gerekirdi. 2012 yılı boyunca insanlığı tehdit edecek sadece bir gezegen değil, ne bir gök taşı, ne bir kuyruklu yıldız ne de öldürücü bir güneş rüzgarı beklenmiyor, üstelik 2012 yılının güneş aktivitesinin periyodik olarak en yüksek olacağı döneme denk gelmesine rağmen.

Son olarak, 2012 Aralık ayı Maya takviminin sonu dahi değil. Maya’lar bizim takvimimize kıyasla çok uzun süreli bir sayma periyodu kullanıyorlardı. Nasıl bizim takvimlerimiz 31 Aralık’tan sonra 1 Ocak ile devam ediyorsa, Maya’ların uzun sayma periyodu da 2012 Aralık ayı sonrasında başa dönüyor ve yeni bir uzun periyod başlıyor.

http://haber.sol.org.tr/bilim-teknoloji/uc-devasa-uzay-gemisi-dunya-ya-yaklasmakta-mi-haberi-37464

http://blogs.discovermagazine.com/badastronomy/2010/12/27/giant-spaceships-to-attack-december-2012/